ANA SAYFA
İletişim
GALERİ
ZİYERETŞİ DEFTERİ
Elazığ Hakkında Bilgiler
=> istatistik
=> AĞAMA DİYEM, GAFAFLARIN HAKKI
=> Türkülerle hikayelerde HARPUT
=> HARPUT RESİMLERİ
KARİKATÜRLER-GÜLMEÇİZ
Elazığ Türküleri
KEPÇE ; DÜNYADAKİ YENİ KULAĞINIZ OLACAĞIZ
SAKLAMA
ANKETE KATIL MA
"Ülkesini en çok seven, işini en iyi yapandır."
DÖRT GÜVERCİN
ZARİK Lİ RESİMLER
TÜRKÜLERİN DİLİ
ACIYI BAL EYLEDİK Yıldırım Türker
seta picture
KÖYÜM
 

AĞAMA DİYEM, GAFAFLARIN HAKKI

AĞAMA DİYEM, GAFAFLARIN HAKKI  

 

“Yegenim , ne diyem sahan, heç bi şe bildigiz yoh, annatsan annamazsız, sölesem dinlemezsiz. Ahan böle bi tevir adamlarsız ki adam desem degil, heyvan desem degil. Görmemişsiz oglum görmemişsiz. Ahan bu çınarın altında rüzgar esdükçe hoşuza gelir, bu rüzgar nerden eser, bu yarpah nasıl sallanır adama ne der, ahan bu ulu çınar ne gün görmüşdür, neçe adamlar tanımışdır, neçe adamlar bu ulu çınarın altında oturmuş nefes almışdır, nefes vermişdir. Del mi ya.... Teeee. Siz bunnarı aklızdan bile geçiremezsiz. Görmemişsiz, yavruma diyem görmemişsiz. Gördügüz antep yedügüz tut pekmezi.”
“Kafafların Hakkı görmüşdür bu şeher neçe günner görmüşdür. Neçe adamlar yaşamışdır bu torpahların üstünde. Neçe bala yigitler, neçe alimler, neçe kafası kavugundan böyük herifler, neçe ceylan gözeller gelip geçmişdir. Ahan bu gayalara baharsız, ahan bu dağlarda gezersiz, daşı torpağı çignersiz, gar yağar, bahar gelür, leylakılar açar, benevşeler gögerir heç biri size bişe annatmaz del mi ? Heç birinden bi söz duymazsız del mi ? Heç gulağıza bunnarın fısıltısı gelmez del mi ?”
“Adam delsiz oglum . Adam delsiz.”
“Kafafların Hakkı duyar. Kafafların Hakkı gonuşur bunnarnan oğul.”
“Gafafların Hakkı bu torpağın şennigini bilir. Gafafların Hakkı gafaflar çarşısında bi çüt yemeninin yigirmi mecidiyeye satıldıgı zemanları, şahninişinli evlere erzagın küfeyle gönderildiği zemanları, etin okkayla, şekerin batmanla alındıgı zemanları gördü. Öyle bollugun bereketin içinde çağalık ettiki kimsenin kimseye hayınlık ettigini bilmedi, görmedi.”
“Sinabuttan toptopa, toptoptan gayabaşına, gayabaşından yel boğazına, yel boğazından çahbura dağ daş evdi. Mektebdi. Çarşıydı. Camiydi. Handı. Hamamdı. Medreseydi. Dergahdı. Dargapıdan kervanın biri girer biri çıhardı. Kervan boyu develerin çıngırahları öterdi her zuvağın içinde. Serahatunun meydanına yığılırdı denkler, envaiçeşit gumaşlar, bezekler. Demirciler çarşısında örsün çekücün sesi, yemeniciler çarsısında falçatanın hışırtısı birbirine garuşurdu. Bi bahardın Ağa camiinden “Allah u Ekber” başlamış ezan, ahan alaca mescit, ahan gurşunnu, ahan serahatun, ahan ulu cami ezan sesleri birbirine garuşmuş. Herkez çıharır hılasını, önnügünü, yemenicisi, dabağı, fırıncısı, gadeyefçisi, tüfekçisi, ipekçisi, sarrafı, ağır ağır camiye gider.”
“Herşeyin bi gaydesi vardır oğul. Namaza gitmenin bile bi adabı vardır. Öle segürdülmez. Ağır ağır gideceksin namaza. Heç bi zaman hafif olmayacaksın. Hafiflik etmeyeceksin. Bi bahardın ki ağır ağır adımlarla camiye doğru gidiler. Heç kimse tükenin gapısını gapatmaz ha..! Ögüne bi sandelye goydu mu temam. Yani ki ben burda yohum birezim sona gelecem demektir. Hırhızlık mırhızlık yoh, kimse bilmez öle şeleri. Böyükler önde gider camiye, gençler daha sona. Yolda yürürken bile küçügün böyüge saygısı olacah. Tanısın tanımasın.”
“Her işin gaydesi vardı oğul.”
“Heya tabiii. O’nunda gaydesi var ki hemde en mühimi”
“E.. şimdi ne diyem. Yoh ! Ya ne ya. Yoh ! Heç bi şeyin kaydesi galmamış daha. “Eger her iş gaydesinnen olsadı ortalıh böle mi olurdu ? Ahan bu hecüc mecüc nerden çıhmış
ha ? Hele de bahan nerden çıhmış bunnar ?
“Ben sahan her bi işin de gaydesini annadırum. Çağaların yanında gonuşmıyam deyim. Bahim ki babam ne çağası ? Hepisi şeytana kulligini tersden geydürür.”
“He ya zemane ağam zemana”
“Ağama diyem, bu yuharı şeherin her bi şeyi başkaydı. Ben şennigini görmüşüm amma benim babam, benim dedem daha da evvelini annatdı. Onnar göçtü getti öbür aleme, biz galdık ahan bu pic zamane. Onnar görmedi bu böyük şeherin ahan bu ulu çınar gibi devrilip gettigini. Biz gördük. Bülbüllerin şakıltısı yerine bayguşlar öttügünü. O göznuru gonahların, evlerin daşının kirec ocahlarında yanıp da eridigini. Tevrüzü güllerin solup da sütligenlerin pegleri bürüdügünü. Onnar görmedi ağam. Onnar eyiydi. Biz galdıh bu zemane. Biz gördük. Biz çektik cezayı.”
“Bi bahdık bi gaç ev göçmüş mezireye. Dersin bağa göçmüşler yazın da güzün pestili orcigi yapıp geri gelecekler. Bi gaç tene daha bi gaç tene daha. Seferberlik geldi heman arhasından. Birinci seferberlik. Şeherde genç galmadı. Yemen’e, Çanakkalaya, Erzurum’a ordan Kafkasya’ya, gidenin yarısı bile dönmedi. Her evden enaz iki civan babaigit getti amma gelmedi. Her ocağa bi şivan düştü. Benim iki gakgom getti, ben küçüktüm hemin, biri Yemende galdı. Biri geldi amma gelmese daha eyiydi. Bi golu çolah bi ayağı noksan döndü. Sona ikinci seferberlik geldi bu sefer ben gettim. Afyon’da süvari bölügünde bölük eminiydim. Yunanı kim töktü denize? Gafafların Hakkı. İzmir’de gordon boyunda gördüm sarı paşayı. Atının nalından gıvılcım çıhardaraktan bi boydan öbür boya getti geldi. Bahtım etrafında bi şey arandı. Hakkı heman annadı. Mataramı uzattım. Buyur paşam dedim. Aferim asker dedi. Nerelisin ? Harputluyum paşam dedim. Yaaa. Hakkı işte böle bi Hakkıydı.”“Oglum Yunanı denize töktük. Üç gün denizin bulaşıgı getmedi. Üç gün gan rengiydi deniz. Merekde sahlananları da bilirim ben.”

 


Bugün 16209 ziyaretçi (35003 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=