ANA SAYFA
İletişim
GALERİ
ZİYERETŞİ DEFTERİ
Elazığ Hakkında Bilgiler
KARİKATÜRLER-GÜLMEÇİZ
Elazığ Türküleri
KEPÇE ; DÜNYADAKİ YENİ KULAĞINIZ OLACAĞIZ
=> Laik hukuk ve cumhuriyet
=> Toplum baskısı
=> 'Ali topu Agop'a at!'
=> Hrant davasında savcılardan deliller saklanıyor
=> F tipinde
=> TUHAF BİR REFERANDUM
=> Can Dündar Ada tayyipp yakışıklı mı?
=> MEHMED UZUN
=> Can Dündar filler
=> Hayatımız zamanaşımı
=> Can Dündar Ada bahçede donla dolaşmak
=> Kaz Dağları
=> artık YETER
=> MUALLAK KILIÇ DEVRİ BAŞLADI ,ANAYASA MAHKEMESİNDE İLGİNÇ DÖNEM
=> Üzüm Üreticileri Fabrika Kuracak
=> Can Dündar Ada Askerler
=> rehineler
=> Sizi çok özleyeceğiz
=> Bahçesarayda Eğitim
=> Varoş Kralının İhtiyaç Listesi
=> SON DÜŞEN KALE
=> İNFAZLAR
=> samir amin yeni dünya düzeni hakkında
=> O Öldü! Hepimizin Gözü Aydın! (Aziz Nesin)
=> keklikler
=> AŞURA
=> DİNİN SAHİCİLİĞİ
=> on iki imam
=> MUHARREM MATEMİ VE MATEM ORUCU
=> NEWRUZ
=> 1 Mayıs 1977 Katliamı
SAKLAMA
ANKETE KATIL MA
"Ülkesini en çok seven, işini en iyi yapandır."
DÖRT GÜVERCİN
ZARİK Lİ RESİMLER
TÜRKÜLERİN DİLİ
ACIYI BAL EYLEDİK Yıldırım Türker
seta picture
KÖYÜM
 

rehineler

Sekiz genç esir

 

Yıldırım Türker

29/10/2007 (3980 kişi okudu)

12 askerin ve 30'un üstünde PKK'lının hayatını kaybettiği çatışmada PKK tarafından alıkonan 8 er. Ramazan Yüce (Mardin-Piyade Er), İrfan Beyaz (Gaziantep-Er), Mehmet Şenkul (Niğde-Çavuş), Nihat Başova (Konya/Cihanbeyli-Er),İlhami Demir (Ağrı/Patnos-Er), Fatih Atakul (Denizli-Er), Halis Tan (Adana-Uzman Çavuş), Özhan Şabanoğlu.
Genelkurmay sonunda onların kayıp olduğunu kabul etti. Resmi internet sitesinde yapılan açıklama şöyleydi: "PKK terör örgütü mensuplarınca 21 Ekim 2007 günü Hakkâri/Dağlıca'daki bir birliğimize karşı girişilen silahlı saldırıyla başlayan çatışmalar, geçen süre boyunca aralıklarla devam etmektedir. Çatışmalarda saat 13.00 itibariyle etkisiz hale getirilen terörist sayısı 34'e ulaşmıştır. Birliğe silahlı saldırının başlamasından bir süre sonra kendileriyle irtibat kesilen 8 personelimizle yapılan tüm aramalara rağmen halen irtibat kurulamamıştır."
Hepimiz tetikte bekliyoruz. Henüz bir adım atılmış değil. Bu konuda konuşmaktan hiç hoşlanmıyoruz. Bu sekiz genç adam bambaşka bir uzaya ışınlanmış gibi; sanki aramızda bildiğimiz hiçbir mesafe birimiyle ölçülemeyecek bir uzaklık var.
Onlar şehit olmadı. Onlar için topluca gözyaşı dökmek, hayatları için kaygılanmak birçok savaşsever için mümkün değil.
Onlar şehit olamadı. Esir düştüler. Arafta kaldılar.
Şimdi büyük bir sorun olarak çözülmeyi bekliyorlar.
PKK kaynakları, alçaklık stratejisi uyarınca bu gençlerin kendilerine katılacağı yolunda iddialarda bulunarak onların geleceğini, ailelerinin güvenliğini tehlikeye atıyor.
Alçaklıkta onlardan geri kalmayan bazı vatan ehli milli medya kuruluşları o askerlerden bazılarının Kürt olması nedeniyle imalarda bulunuyor.
Bu sekiz genç, artık bu kanlı dama tahtasında birer taş. Kimse onların resmini görmek, haberini almak istemiyor.
Linççi milliyetçilere yenilgiyi hatırlatıyor, onların esir düşmesi. PKK'ya, zaferi.
Kimse bu esir askerlerden konuşmak istemiyor.
Oysa onları bir an evvel geri getirmek zorundayız. Kaybedecek zaman yok. Daha önce bir asker teslim alma girişiminde bulunmuş, siyasetimizin yüz aklarından Mehmet Bekaroğlu, bu askerlerin PKK tarafından canlı kalkan olarak kullanılabileceği tehlikesinden bahsediyor. Bir an önce arabulucuların devreye girmeleri gerektiğini vurguluyor.
Şehitlik mertebesini ıskaladıklarından olsa gerek, aileleri devletten şefkat görmüyor. Onların sözü, sesi fazla işitilmiyor.

Ana-baba acısı
O ailelerin bir kısmı Roj TV'nin karşısına geçmiş, oğullarından bir haber alma ümidiyle bekleşiyor.
Sözgelimi Ağrı Patnos doğumlu İlhami Demir'in babası Rabih Demir, insan hakları kuruluşlarına sesleniyor. Oğlunun PKK tarafından alıkonulduğunu askeri makamlardan değil, Roj TV'den öğrenmiş. "Ben oğlumu sağlam bir şekilde güvenlik güçlerine teslim ettim. Ancak esir alınmasını bile bana bildirmediler. Benim şu an tek isteğim oğlumun bana sağ olarak teslim edilmesidir. Buradan İHD ve Mazlum-Der başta olmak üzere insan hakları kuruluşların da bana destek vermesini bekliyorum" diyor. Anne Meliha Demir ise, "Evladıma kavuşmak için seve seve canımı vermeye hazırım. Yeter ki ona bir şey olmasın" diye ağlıyor.
Gaziantepli İrfan Beyaz'ın ailesi, esirlerin aileleri arasında en büyük sarsıntıyı yaşayan. İrfan'la son olarak Ramazan Bayramı'nda görüşmüşler.Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada hayatını kaybettiği belirtilen oğulları için dövünürken onun yaşadığını öğrenmişler.Yetkililerin kendilerine bir açıklamada bulunmasını, birilerinin sırtlarını okşamasını bekliyorlar. Belki şu an en büyük korkuyu onlar yaşıyor. Çünkü oğullarının ölümünü bir kez tatmış oldular.
O acının nasıl benzersiz olduğunu biliyorlar.
PKK'nın elindeki bir diğer asker Ramazan Yüce, babası olmadığı için beş kişilik ailesinin geçiminden sorumluymuş. Mardin'den Mersin'e göçen ailesine bakabilmek için portakal bahçelerinde mevsimlik işçi olarak çalışırmış, asker öncesi. Amcası Bedir Yüce, insan hakları örgütlerinin kendilerine yardım etmesini istiyor. Şu ana kadar askeri yetkililerden herhangi bir bilgi alamadıklarından yakınıyor.
Adanalı Halis Çağan, ailesinin 13 çocuğundan biri. Çağan ailesine ilk gün kardeşlerinin kaybolduğu haberi verilmiş, ondan sonra devletten, hükümmetten ya da ordudan kimse arayıp sormamış.
Niğdeli çavuş Mehmet Şenkul'un ailesi de devletin ilgisizliğinden yakınıyor. Baba Ali Şenkul, oğullarının durumu hakkında hiçbir resmi yetkilinin aramadığını söylüyor. Ali Şenkul, nakliyeci. Anlatıyor: "Alay komutanına gittik, 'Elimizde resmi bir bilgi yok' dediler. Çocuğum hakkındaki bilgileri Roj TV'den alıyorum. Türkiye kanallarından kimse bir şey demiyor. Evime çanak anten taktım Roj TV'yi izlemek için. Dün de gösterdiler, çocuğum PKK bayrağı altında bir mağarada görünüyordu. Bu bizi daha da üzdü. Mehmet benim tek oğlum. Askerlerden kimse geçmiş olsun diye aramadılar bile."
Denizlili er Fatih Atakul'un dayısı Şeref Alkan, her gün öldüklerini belirterek, "Askerlik çocuk oyuncağı değildir. 45 günlük eğitimden sonra askerler dağa mı çıkarılır? Bu işi artık profesyoneller yapsın. Yeğenim hayatında silah tutmadı. Doğu'da kurtların arasına atıldı kuzum" diye ovunuyor. Şeref'in kurtulması halinde tekrar askere göndermeyeceklerini belirtiyor. Şeref'in ailesi, 'Kendimiz gidip şehit olacağız. Kalan 5 ay askerliğini biz yapacağız' diyor.
Hataylı er Özhan Şabanoğlu'nun annesi 'Oğlumu bırakın, biz kardeşiz' diye sesleniyor. Arapça ağıtlar yakıyor. Onlar da çanak anten alıp Roj TV
izlemeye başlamış. "Oğlumu bırakın biz kardeşiz. Kimseye düşmanlığımız yoktur" diyor.
Babası Bahattin Şabanoğlu, "Oğlumun serbest bırakılmasını istiyorum. Oğlum daha genç. Kimseye bir şey yapmadı" diye yakarıyor. Özhan, 8 çocuğunun en küçüğü.

Arabuluculuk
PKK, bundan önce 6 kez asker kaçırma eyleminde bulundu. Şimdiki 8 genç ile birlikte, esir aldıkları asker sayısı 35.
Aileler bu kez de Akın Birdal'a ve insan hakları kuruluşlarına yardım ve arabuluculuk için başvurdu. Ama bu devlet, esir düşen askerine fazla şefkat gösterme yanlısı olmadığı için, onların hayatlarının kurtulması için arabuluculuk üstlenen insanlara da kuşkuyla yaklaştı. Kimi kesimler, onları hain ilan etmekten kaçınmadı.
Hatırlarsınız, 1996 Temmuzu'nda Şemdinli'nin Ortaklar Karakolu'na baskın düzenleyen PKK, 15 askeri katletmiş, 8 askeri de alıkoymuştu. Eski Refah Partisi Milletvekili Fettullah Erbaş, dönemin İHD Genel Başkanı Akın Birdal ve Mazlum-Der Genel Başkanı İlhan Arslan, ailelerin talebi üzerine PKK'nın rehin tuttuğu askerleri almak için Irak'taki Zeli kampına gitti. PKK, askerleri bir basın toplantısı ile sivil heyete teslim etti. İşte ondan sonra kopan kıyameti unutmak ne mümkün. Sivil heyet hakkında söylenmedik kalmadı. Açıkça 'şaibeli' ilan edildiler. DGM Başsavcılığı, Erbaş hakkında soruşturma başlattı. Birdal ve Arslan gözaltına alındı. Ayrıca Birdal, Arslan ve İHD Mardin Şube Başkanı Cemil Aydoğan hakkında, "PKK propagandası yaptıkları ve PKK'ya yardım ettikleri" iddiasıyla dava açıldı.
2005'te PKK tarafından alıkonulan jandarma komando er Coşkun Kırandi de kendisini almaya gelen sivil bir heyete teslim edilmişti. Kırandi'yi teslim alan İHD Bölge Temsilcisi Mehdi Perinçek, Selahattin Demirtaş, Tunceli Belediyesi'nden Özgür Söylemez, şarkıcı Ferhat Tunç, gazeteci Umur Hozatlı ile erin teslim edilişini izleyen DHA ve Reuters muhabiri Ferit Demir, AA muhabiri Haydar Toprakçı, Dicle Haber Ajansı muhabirlerinden Özbek ve Demirkaya hakkında 'Yasadışı Bölücü PKK/Kongra-Gel Terör örgütünün ve bu örgütün amacının propagandasını' yaptıkları iddiasıyla dava açılmıştı.
Durum budur. Bu çocukların yuvalarına, hayatlarına kavuşabilmeleri için bir an evvel harekete geçilmesi şarttır. Bu konuda arabulucu olmaya hazır olduğunu bildiren insanlar var. Daha sonra uğrayacakları saldırıları göze alan insanlar.
Bu sekiz çocuk, vatanı savunsun diye şehit olmaya gönderilen, memleketimin yoksul evlatları. Yoksul olmanın yegâne ayrıcalığı olan şehitlik mertebesiyle ödüllendirilme fırsatını kaçırmış olabilirler.
Döndüklerinde babacıkları onları dinlensinler diye yurtdışına tatile göndermeyecek. Ciplerini son modeliyle değiştirmeyecekler.
Şimdilik sahip oldukları birer canları var. O canların üstüne titremeliyiz.



Bugün 15696 ziyaretçi (34337 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=